Dijitalizasyon/Teknoloji

Yapay Zekâ: Rakibimiz mi, yoksa ortağımız mı?

18 Kasım 2019

Dijital yaşama geçiş ile gündelik hayatta yapabildiklerimizin ölçeğinde ve kapasitesinde ciddi bir artış olurken, tarihin büyük bir bölümünden bu yana insana ait faaliyetler de ciddi bir değişimin eşiğinde. Yapay Zekâ başlığı altında genellediğimiz tüm algoritma ve kod tabanlı sistemler, robotlar sayesinde dijital olduğu kadar fiziksel olarak da bir etki alanı sağlıyor. Gidişata dair genel endişe ise şu yönde: Ya yapay zekâ ve/veya robotlar tüm işlerimizi elimizden alırsa?

Bana göre; gelecekten bahsettiğimizde tek bir geleceği değil, birden fazla alternatif geleceği düşünerek konuşuyoruz. Bu sebeple, yapay zekânın geleceğine baktığımızda bunun nihai, mutlak ve tekil bir şeyden bahsetmediğimizi söylemek isterim. Gerçekleşecek değişimle ilgili daha fazla ihtimâli göz önünde bulundurmalıyız. Yapay zekâ sadece ekonomiyi ileri taşımayacak, aynı zamanda sıçrama yaparak yukarı doğru da bir hareketlenme sağlayacak. Büyük bir istihdam dalgası da yaratacak.

Ancak bu yazıda popüler birtakım inanışlara ve insanların işlerini kaybetme korkusuna değineceğim. Önceki sanayi devrimlerinde de aynı korku ortaya çıkmıştı. Fakat bu meseleye başka bir perspektiften de bakmak mümkün; insanların bu sayede daha fazla yetkinlik isteyen ve kalifiye mesleklere geçerek insan olmanın onuruna yakışır bir mükafat elde edeceğini öngörebiliriz. Yapay zekâ sonrası dönemde ağır fiziksel ve tekrar gerektiren işlerde çalışmamalı, bu görevleri robotlara ve yapay zekâya bırakmalıyız. Bu, ağır çalışma şartları sebebiyle de cinsiyetler arasındaki iş bölümünü ve ayrımı da ortadan kaldıracaktır. Yapay zekânın imkânlarını bu açıdan da fırsat olarak görmeli ve kadınların kariyer yolundaki engel de bu vesileyle kalkmalı.

Yapay zekâ benim için bilinmeyene doğru bir yarış, henüz bulunamamış olanı bulma fırsatı anlamına geliyor. Bugün “Yapay Zekâ” diyoruz, yapay olduğunu vurguluyor ve zekâ kısmını tartışmaya devam ediyoruz. Bir gün “yapay” kısmı ortadan kalkacak ve kavramı sadece “zekâ” olarak adlandırabileceğiz. Şimdiden kavramın içeriğini içselleştirmeli ve onunla kol kola çalışmaya başlamalıyız. Akıllı telefonlarımızın sağladıkları faydalarla nasıl bir uzvumuz kadar yakın olduğunu gördük. Oysa yapay zekâ diyerek, kendimizden uzak, yabancı bir kavramı tanımlıyoruz. Gelecekte belirli teknolojilerin fiziksel varlığımızın, benliğimizin bir parçası olduklarını da göreceğiz. İşlerimizi bu teknolojilerin hiç var olmadığı günkü gibi, ancak bu teknolojilerle bütünleşerek yapacağız. O günler geldiğinde ve bu faydaları özümsediğimizde, kimsenin geriye dönüp eskiyi yâd edeceğini düşünmüyorum. Öyle olsa hesap yapmak için cebimizde çubuklar taşır, bunlarla kuma çentikler atmaya devam ederdik.

Bugünün dünyasında başarı için kötümserliği bir kenara koyup, geleceği anlamak ve kucaklamak gerekiyor. Uzun vadeli gelişmeler için kısa vadedeki problemlere katlanmamız gerekebilir ama bu problemleri en aza indirmek de, eğitime ve doğru konulara odaklanma, iyilik için çalışma gibi prensiplerle mümkün.

Yorum yapılmamış

    Bir cevap yazın